Buradasınız: Anasayfa TBMM ÇALIŞMALARI 2010 Yılı RTÜK Kanun Tasarısı'nın 4'üncü Maddesiyle İlgili Konuşma Metni
Decrease font size  Default font size  Increase font size 
2010 Yılı RTÜK Kanun Tasarısı'nın 4'üncü Maddesiyle İlgili Konuşma Metni PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
TBMM ÇALIŞMALARI - MECLİS KONUŞMALARI
Perşembe, 17 Şubat 2011 16:42

23. Dönem 5. Yasama Yılı 47. Birleşim 05/Ocak /2011 Çarşamba

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 568 sıra sayılı RTÜK Kanun Tasarısı'nın 4'üncü maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu madde ile yayın izleme özgürlüğü ve yeniden iletim serbestisi düzenlenmektedir. Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında, Avrupa sınır ötesi televizyon sözleşmelerinin taraf devletlerin kendi topraklarında program hizmetlerinin yeniden iletişimini kısıtlayamayacakları hüküm altına alınmış, ifade ve haber alma özgürlüğü kapsamında yayın izleme özgürlüğü güvence altına alınmaya çalışılmaktadır.

Vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle 4'üncü maddenin 3'üncü fıkrasında yer alan "…yeniden iletimin usul ve esasları Üst Kurulca yönetmelikle belirlenir." ibaresinin değiştirilmesini ve kanunla düzenlenmesi gereken bir hususun yönetmelikle belirlenmesinin uygun olmayacağından hareketle "kanun ile belirlenir" şeklinde düzenlenmesini talep etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında olduğuna göre, burada bazı şeyleri konuşmamız lazım. Ülkemizde yapılan anket çalışmalarından ortaya çıkan gerçek, her geçen gün aile içi sohbetlerin, komşu, dost ve akraba ziyaretlerinin yerini artık televizyonların almakta ve izlenme oranlarının da her geçen gün artmakta olduğu gerçeğidir. Televizyon programlarına ve de özellikle son yılların vazgeçilmezi hâline gelen TV dizilerine baktığımızda, yapılan yayınların birçoğunun eleştiri konusu olduğu da şu anda bir vakıadır. Öncelikle, yayınlanan programlar ve dizilerde, şiddete, saldırganlığa günlük yaşantımızdan çok daha fazla yer verilmesi, müstehcenliğin artması, aile içi mahremiyetin göz önünde bulundurulmaması, konuşulan dilimizin çok bozuk şivelerle sergilenmesi gibi birçok olumsuzlukların yaşandığını da gözlemlemekteyiz. Neticesinde, bu tür programların Türk aile yapısını bozucu etkisinin olduğu, aile içi şiddet ve aile büyüklerine isyanı artırdığı, gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini olumsuz yönde etkiledikleri de bir gerçektir. Salt reyting kaygısıyla yayınlanan bazı bölümler ve bir kısım görüntülerin yarattığı olumsuzluklar, millî ve manevi değerlerimizin, gelenek ve göreneklerimizin ayaklar altına alındığı da hepimizce görülmektedir.

Türk milletini bir arada tutan, onu diğer uluslardan ayıran en önemli özelliklerin başında aile yapısı gelmektedir. Toplumun temel çekirdeği olan ailede başlayan huzursuzluk ve hoşnutsuzluk unutmayalım ki ardından toplumsal huzursuzluğu tetikleyecektir. Dolayısıyla bugüne kadar özenle koruduğumuz aile yapımızı televizyon dizileriyle, Türk kültürüne uymayan programlarla ve sadece reyting uğruna heba etmeyelim.

Değerli milletvekilleri, "reyting" dediğimiz olgunun da ne derece doğru ve inandırıcı olduğu da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Ülkemizde televizyon izlenen hane sayısıyla ölçümlerin yapıldığı söylenen hane sayısını kıyasladığımızda açıklanan reyting oranlarının ne derece gerçeği yansıttığı da tartışma konusudur. TV programlarına ve dizilere baktığımızda yayınlanan tüm programları eleştirmek de doğru değildir. Bazı dizi ve programların, gerçekten amacına uygun bir şekilde toplumsal yapımıza olumlu katkıları olan yayınların hakkını da kabul etmemiz ve vermemiz gerekmektedir. Gerek yürürlükteki kanunda ve gerekse bugün görüşmekte olduğumuz bu kanundaki yayın ilkeleri maddesinin içeriğine baktığımızda birçok konuda gerekli düzenlemenin yapıldığı da bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, tabii ki amacımız televizyonları karartmak ve onları sansür gibi çağ dışı uygulamalarla yola getirmeye çalışmak değildir, istediğimiz, yayınlarda kullanılan üslup ve içeriği daha iyi hâle getirmektir. RTÜK başka konularla uğraşacağına asli görevlerini tam olarak yapabilse, kanunda yazılı olanları fiilî hayata geçirebilse bunların birçoğunu atlatmış olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle önerimizin kabulünü diliyor, hepinize teşekkür ediyorum.
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Şubat 2011 16:45
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile