Buradasınız: Anasayfa TBMM ÇALIŞMALARI 2010 Yılı Gelir Vergisi Kanunu Hakkındaki Konuşma metni
Decrease font size  Default font size  Increase font size 
2010 Yılı Gelir Vergisi Kanunu Hakkındaki Konuşma metni PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
TBMM ÇALIŞMALARI - MECLİS KONUŞMALARI
Perşembe, 17 Şubat 2011 16:20

23. Dönem 4. Yasama Yılı 135. Birleşim 15/Temmuz /2010 Perşembe

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 536 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasını Düzenleyen Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlarken Van'ın Gürpınar ilçesinde mayın patlaması sonucu şehit olan askerimize Allah'tan rahmet, Türk milletine ve ailesine başsağlığı, yaralı askerimize de acil şifalar dilemekteyim.

Görüşmekte olduğumuz bu madde ile Gider Vergileri Kanunu'nun 28'inci maddesindeki bankerlik işi ile uğraşanların statüleri tekrar belirlenmekte ve ikraz işleriyle uğraşanlar haricindeki kişilerin ticari faaliyetleri icabı yaptıkları borç verme işlemleri ile bankerlik işlemleri birbirinden ayrılmaktadır.

Bankerler banka ve sigorta muameleleri vergilerine tabi tutulurken ticaret gereği borç para veren finansman hizmeti kapsamına alınmakta ve katma değer vergisine tabi tutulmaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun mali konulara ilişkin olduğuna göre ülkemizde uygulanmakta olan mali politikalardan ve sonuçlarından da kısaca bahsetmekte fayda olduğu kanaatindeyim.

Bildiğiniz gibi, bu ay başı 2010 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları açıklandı. TÜİK verilerine göre ilk çeyrekteki büyüme oranı yüzde 11,7'dir. Bu oran açıklandığından bu yana kürsüye gelen her AKP'li konuşmasının bir bölümünde mutlaka ve mutlaka ilk çeyrekteki büyümeden bahsediyor ama hiçbirisi 2008 yılında ülkemizin yüzde 14,5 küçüldüğünden bahsetmemekte. İlk çeyrekteki büyümenin istihdama yansımadığından, işsizliğin hâlâ çok yüksek seviyelerde olduğundan veya yüzde 11,7 büyümenin içindeki en çok desteklenen ve çok rahat oldukları söylenen çiftçi kesiminin, tarım sektörünün aynı dönemde yüzde 3,8 daraldığından hiç kimse bahsetmemekte. Tıpkı, Hükûmet yetkililerinin ve biraz önceki Sayın AKP Milletvekilinin ihracat rakamlarından bahsederek ithalat rakamlarını hiç gündeme getirmemesi gibi.

Yapılan açıklamalara baktığımızda, ihracatın artışından bahsedenlerin ithalatın ne olduğundan bahsetmediklerini hep beraber görmekteyiz. Bu ülkede ihracatın ithalatı karşılama oranı, dış ticaret açığından, cari açıktan hiç dem vurulmadığı ortadadır. Gerçekten ihracatın 100 milyar dolarların üzerine çıkmasını önemseyenlerin, ithalatın 140 milyar dolar seviyesinde olduğundan da bahsetmeleri gerekir. Yani yıllık yaklaşık 40 milyar dolarlık dış ticaret açığının ortaya çıktığından ki bunun 2007'de 63 milyar dolar, 2008'de 70 milyar dolar seviyelerine çıktığından da bahsetmelerini beklemekteyiz veya 2000'li yıllardaki ihracatın ithalatı karşılama oranı ile bugünkü ihracatın ithalatı karşılama oranını kıyaslamalarını da beklemekteyiz.

Yine, yapılan ihracattaki üretim oranlarından da bahsetmeleri gerekir. Yapılan ihracatın ne kadarını ara malları ithalatıyla getirilen mallar oluşturmaktadır? Yıllık ihracatın içindeki yerli üretim miktarı 2002 yılında nedir bugün ne seviyeye düşmüştür? Bunlardan da lütfen bahsedelim.

Yine, cari işlemler açığı 2002 yılında 0,6 milyar yani sadece 600 milyon dolar iken 2009 yılında neden 14 milyar dolardır veya son yirmi beş yılda verilen 191 milyar dolarlık cari açığın 171 milyar dolarının AKP İktidarı döneminde gerçekleştiği neden gündeme getirilmiyor? 2010'un ilk çeyreğinde büyümeden bahsedenler bütçeden yatırımlara ayrılan payın 2000'li yıllarda yüzde 16 seviyelerinde iken 2010 yılı bütçesinden yatırımlara ayrılan payın yüzde 7,5'lara düşmesinden neden bahsetmiyor?

Cumhuriyetin kurulduğu 1923'ten iktidara geldiğiniz 2002 yılına kadar geçen seksen yıllık cumhuriyet döneminde biriken toplam borç stoku 222 milyar dolardır. Bu borç stokunun içindeki sizin son yıllarda özelleştirdiğiniz

35 milyar dolarlık tesisler, fabrikalar, GAP; otoyollar, hava alanları, limanlar, barajlar, hortumlamalar, batan bankaların getirdiği yükler, terörle mücadelenin verdiği zararlar, gümrük birliğine girmemizin getirdiği mali yükler dâhil hepsinin toplamı seksen yıllık birikim 222 milyar dolar. Bu ülkede ne oldu da ülkenin toplam

borcu 222 milyar dolardan 500 milyar dolar seviyelerine çıktı. Olan belli; 2002 yılında ülkemizde 6 olan dolar milyarderi sayısı 2009 yılına geldiğimizde 28'lere çıktı ki onların da kimler olduklarını hep beraber bilmekteyiz.

Efendim, kişi başına düşen millî gelir 10 bin dolar imiş. Gittiğimiz yerlerde vatandaşa soruyoruz: "Hükûmet yetkilileri size 10'ar bin dolar millî gelirden pay vermişler." ama hiç kimse bugüne kadar o payı aldığından bahsetmiyor.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar bu payı almayanların yarınlarda yapılacak olan referandumda sizlerden hesap soracağını hatırlatmak isterim, hepinizi saygılarımla selamlarım.

Son Güncelleme: Perşembe, 17 Şubat 2011 16:23
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile