| 2010 Yılı Gelir Vergisi Kanunu 11. Maddesi Hakkında Konuşma Metni |
|
|
|
| TBMM ÇALIŞMALARI - MECLİS KONUŞMALARI |
| Perşembe, 17 Şubat 2011 16:30 |
|
23. Dönem 4. Yasama Yılı 136. Birleşim 16/Temmuz /2010 Cuma Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 536 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı'nın 11'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu maddeyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353'üncü maddesinin (8) no.lu bendindeki, matbaacıların belge basımıyla ilgili görevini tam olarak yerine getirmeyenlere uygulanan usulsüzlük cezasının bir yılda 114 bin TL'yi aşamayacağı düzenlenmektedir. Getirilen yeni düzenlemeyle matbaaların yaptıkları basım işlerini İnternet yoluyla bildiriminde bulunmadıkları hâllerde kesilmekte olan 420 TL'lik usulsüzlük cezasına bir yıl içinde 114 bin TL'lik ceza kesilebileceği sınırlandırılmaktadır. Değerli milletvekilleri, AKP temsilcilerinin en önemli iddialarının başında, Başbakanın tabiriyle, krizin teğet geçtiği gelmektedir. AKP İktidarının ampulünün ışığından faydalanabilen bir kısım yandaş çevre ve iş adamları için doğru olabilir ama ampul yukarıya baktığından, maalesef, altta kalan millete yeterince ışık vermiyor ve vatandaş perişan durumdadır. Öncelikle şunu sorgulamamız lazım: AKP ekonomik krizden etkilenmemek için hangi tedbirleri almıştır? 1 kişi çıksa da bu alınan ekonomik tedbirleri anlatsa ki millet de bilse. Krizin ekonomi üzerindeki etkileri düşük olduğundan dünyada bankalar batarken bizim bankaların sağlam olduğundan bahsedenler neden Banka Denetleme ve Düzenleme Kurulunu, Mevduat Sigorta Fonunu, Bankacılık Kanunu'nu ve daha birçok ekonomideki düzenlemeyi 57'nci Cumhuriyet Hükûmetinin ve onun koalisyon ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisinden gelen tekliflerle, o bankalarla ilgili düzenlemeler sayesinde ayakta kaldığından bahsetmiyor? Gündeme getirilmeyen o kadar çok şey var ki. Örneğin 2003-2009 döneminde yaklaşık 1,2 trilyon borç ana para ve faizi ödediğimizden, bunun 1 trilyon lirasının da yeniden borçlanarak karşılandığından bahsetmemektesiniz. Yine, ülkemizde, seksen yılda verilen cari açık -yani 1923'ten 2003 yılına kadar geçen seksen yılın toplamı- 40 milyar dolar. Son sekiz yılda ise 165 milyar dolar cari açık verildiğinden hiç bahsetmiyorsunuz. Görüşmekte olduğumuz kanun vergi kanunu olduğuna göre AKP döneminde kayıt dışılığından, azaldığından bahseden Sayın Bakan veya temsilciler 2002 yılında 6 milyon 450 bin kişi olan mükellef sayısının şu anda 6 milyon 200 bin seviyelerine düştüğünden neden bahsetmiyor? 2010 yılı bütçe gelirlerindeki 212 milyar TL vergi gelirinin sadece ve sadece 60 milyar liralık kısmının kazanç üzerinden alınan adil vergiler yani üretimden, ticaretten alınan vergiler, gelir ve kurumlar vergisi olduğundan, kalan 150 milyar TL verginin ağırlığının 72 milyondan toplanan ÖTV ve KDV gibi vatandaşın tüketimi üzerinden alınan vergiler olduğundan neden bahsetmiyorsunuz? Anayasa'mızı kendi amaçları doğrultusunda düzenlemeye çalışanlar, neden Anayasa'mızın mevcut 73'üncü maddesine göre "Herkes, kamu hizmetlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır." hükmü görmezlikten geliniyor da Koç ve Sabancı gibi zenginlerle asgari ücretlinin ödediği dolaylı vergiler her yıl artırılmakta? Neden kazanç üzerinden alınan vergilerin son yıllarda düşmesinin en önemli etkenlerinden birinin "Deniz Feneri", "Kimse Yok Mu" gibi devlet yerine vergi toplamaya başlayan dernekler için çıkarılan 2004 yılındaki Gıda Bankacılığı Kanunu yani fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara yapılan bağışların tamamı gelir veya kurum kazancından indirilebilir düzenlemesi olduğundan bahsetmiyorsunuz? Değerli milletvekilleri, ekonomi öyle sizin bahsettiğiniz gibi güllük gülistanlık değil. Türk milleti köylüsüyle şehirlisiyle, memuruyla işçisiyle tam bir borç batağında. Bu ülkede çoğunluğunu yabancılara devrettiğiniz bankacılık sektörü ise maalesef yüzde 18 büyümektedir, bunun tedbirleri alınmalıdır. Keşke referanduma götürülen Anayasa değişikliklerinizde kendinizi koruyacak düzenlemeler yerine milleti koruyacak düzenlemeler yapsaydınız veya en azından 73'üncü maddeyi uygulasaydınız da bu millet size, yapılacak referandumda "hayır" demek mecburiyetinde kalmasaydı. Kanunun hayırlı olmasını diliyorum. |
| Son Güncelleme: Perşembe, 17 Şubat 2011 16:34 |