| 2009 Yılı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Bütçesi Hakkında |
|
|
|
| TBMM ÇALIŞMALARI - MECLİS KONUŞMALARI |
| Salı, 15 Şubat 2011 20:26 |
|
MHP GRUBU ADINA RECEP TANER (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Şahsım ve grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, konuşmama başlarken, ÖSYM bütçesiyle ilgili görüşlerimi açıklamadan önce, geçtiğimiz günlerde Abdi İpekçi Parkı'nda Tekel işçilerinin yapmış oldukları hak arama eylemine destek vermek üzere oraya gitmiş ve orada emniyet güçlerinin müdahalesine muhatap kalmış bir arkadaşınız olarak, kısaca orada olanlardan bahsetmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, ocak ayı sonu itibarıyla işsiz kalacak olan, aralarında Aydınlı hemşehrilerimin de bulunduğu Tekel işçilerinin verdikleri hak arama mücadelesine destek amacıyla orada bulunduğum ve işçi arkadaşlarımıza hitap ettiğim sırada, alanın yanında bulunan emniyet müdür yardımcısının "Aranızda provokatörler var. Alanı boşaltın, müdahale edeceğiz." anonsları başladı. Evet, değerli milletvekilleri, kimdi provokatör? Ümit ederim ki, orada emniyet müdürü, provokatör olarak, o Tekel işçileri dâhil 60 bin Aydınlının oyunu alarak ilinin ve ülkenin sorunlarını takip için Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama faaliyetini gerçekleştiren milletvekilini kastetmemiştir. Bu arada, sayın müdüre verilen emir ne kadar kesindir ki, konuşma yapmakta olan milletvekilinin konuşmasının bitmesini beklemeyecek kadar acele etmiştir. Yani, bir tarafta haklarını arayan AKP mağduru Tekel işçileri, bir tarafta işçileri dağıtmak için emir verilmiş, Hükûmetçe talimatlandırılmış emniyet mensupları, diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti devletinin milletvekili, milletin vekili; işte tablo bu. Bu tablo nasıl ortaya çıktı, kısaca ona da bakmakta fayda var. Tekelin özelleştirilmesi neticesinde Yaprak Tütün İşletmelerine geçiş yapan Tekel işçileri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, dört işletme haricindeki tüm işletmelerin ocak ayı sonu itibarıyla kapatılacağını açıklaması üzerine işçiler hak arama mücadelesini başlatmışlar ve bu dönemde -hak arama mücadelesinde- Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin Hatay'da, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat Adıyaman'da, diğer birçok milletvekili de illerinde, Tekel işçilerine, hak kayıplarının olmayacağını, özlük haklarıyla birlikte diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılacaklarını açıklamışlardır. Bu da Sayın Dengir Fırat'ın Adıyaman'da basınla yaptığı sohbetteki konuşmaları, isteyen arkadaşlara verebiliriz. Ama, verilen sözler unutulmuş ve Sayın Başbakanın İstanbul'da "Yan gelip yatarak para kazanma devri sona ermiştir." açıklaması ile son nokta konulmuştur. Yıllardır kurumda çalışan işçilerin müktesep özlük hakları ortadan kaldırılmış ve 4/C kapsamına alınarak, on ay çalıştırılarak, asgari ücretin altında bir maaşa, yani açlığa mahkûm edilmişlerdir. Böyle bir noktada Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim Hükûmete tavsiyemiz açılımla saçılımla uğraşacaklarına, adlarındaki adaletin hakkını versinler ve açlığa mahkûm ettikleri Tekel işçilerinin mağduriyetini ortadan kaldırsınlar. Zira, Tekel işçileri Türk-İş'in önünde devam ettirdikleri eylemlerinde açtıkları pankart ile "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste." demektedirler. Değerli milletvekilleri, esas konumuz olan ÖSYM bütçesine gelince, bildiğiniz gibi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği esaslar dâhilinde yükseköğrenime yerleştirilecek öğrencileri belirlemek amacına uygun olarak kurulmuş, ayrıca kurum ve kuruluşların ihtiyaç duydukları personel için giriş sınavları hazırlayan ve yapan bir kuruluşumuzdur. 1974 yılında Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM) adıyla kurulan merkez 1981 yılında YÖK'e bağlanmış ve "ÖSYM" ismini alarak faaliyetine devam etmektedir. Ülkemizde gelirleriyle giderleri birbirine yakın olan, yani bütçeden fazla bir paya ihtiyaç duymadan faaliyetini sürdürebilen ÖSYM'nin hâlâ bir kuruluş kanununun olmaması ise düşündürücüdür. Her ne kadar otuz beş yıllık ÖSYM mazisine bir kara leke olarak geçecek olan 2009 yılında yapılan ve 120 sorudan 80'den fazlasının dışarıya sızdırıldığı için iptal edilen Polis Meslek Yüksekokulu sınavını hariç tutarsak ÖSYM, Türk kamuoyunun güvendiği saygın kurumlar arasındaki yerini devam ettirmektedir. Her yıl yaklaşık 5 milyondan fazla kişiyi sınava tabi tutarak üniversiteye veya kamu kurum, kuruluşlarına yerleştiren ÖSYM, kendi ihtiyacı olan elemanlarını alıp yerleştirmekte ise maalesef Hükûmetin olumsuz politikaları yüzünden başarısız olmuştur. Kadro ihtiyacı olmasına rağmen bir türlü verilmeyen ve 300 civarındaki personeliyle hizmet üretmeye çalışan ÖSYM'nin kadro düzenlemesinin bir an önce yapılması ve çalışanlarının özlük haklarıyla ücretlerinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Değerli milletvekilleri, şu anki mevcut üniversiteye giriş sistemi, ortaöğrenimdeki öğrencileri sınava hazırlık kurslarının ve dershanelerin kucağına itmektedir. 2009 yılında 1 milyon 755 bin gencimiz üniversite sınavlarına müracaat ederken, bunların büyük bir çoğunluğu istedikleri bölümlere yerleşememişler, yerleşenler de gerekli istihdam planlaması yapılmadan kontenjanlar tespit edildiği için geleceğin üniversiteli işsizler ordusuna katılma yolunda ilerlemektedir. 2002 yılında 21 bin civarında olan üniversiteli işsiz sayısı her geçen yıl artarak 2009 yılında 100 bini aşmıştır. Ülke nüfusumuzun ancak yüzde 15'i üniversite eğitimi almasına rağmen gerekli nitelikli iş gücü, istihdam planlaması yapılmadan üniversitelere alınarak mezun edilen gençler ya işsiz kalmakta veya ülkemizin dışarıya beyin göçüne sahne olmaktadır. Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, yeni hazırladığımız parti programımızda okul öncesi temel eğitimden yükseköğrenime, tüm kademelerin sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koymuş bulunmaktayız. Temel eğitimden ortaöğrenime eğitimin her kademesinde etkin yönlendirme yapılarak öğrencilerin kabiliyetlerine uygun alanlara yönlendirilmesiyle örgün ve yaygın mesleki eğitime ve beceri kazandırıcı eğitimlere ağırlık verilerek eğitim programlarının meslek standartlarına dayalı olarak yeniden düzenlenmesi düşünülmektedir. Ayrıca istihdam edilebilirliği artıran mesleki ve teknik eğitimin ortaöğrenim içindeki payı artırılacak, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları ile meslek yüksek okulları arasındaki program bütünlüğü sağlanarak ülkemiz için gerekli olan nitelikli iş gücü hazırlanmış olacaktır. Değerli milletvekilleri, AB ülkeleri dâhil gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede ortaöğretim ortalamasının yüzde 60-70'i meslek liselerinden oluşmaktayken maalesef bu oran ülkemizde yüzde 36 civarındadır. Bu noktada en büyük sıkıntı, 2002 seçimleri öncesinden başlayarak siyasi rant elde etme amacıyla her türlü demeci vermekten çekinmeyen AKP'liler, yedi yıllık iktidarları döneminde verdikleri sözleri unutmuşlar, bu sorun ve sıkıntıların toplumsal vicdanı rahatlatacak çözümlere kavuşması için gerekli siyasi irade ve kararlılığı gösterememişlerdir. Bu yönde somut adımlar atılmamış âdeta çözümden yana değil de sorunun çözümünü uzatan politikalar üretilerek rant alanları devam ettirilmiştir. Bu konuda samimi olmayan AKP bunları ucuz bir istismar alanı olarak görmüş, arkasını getiremediği vaatlerle Türk milletini oyalamış ve aldatmıştır. Çözümsüzlüğe itilen bu sorunlar da kangrene dönüşmüştür. Bu tutum ve davranışlarıyla Hükûmetin söylemleri ile eylemleri arasında farklılıktan dolayı AKP Hükûmetine olan güven ortamı kaybolmuş ve ne zaman meslek eğitiminden bahsedilse akla hemen imam hatip liseleri gelmiş ve sanki onlar bu memleketin çocukları, bizim çocuklarımız değilmiş gibi de birileri tarafından dışlanmış, katsayı uygulamalarıyla sindirilmek istenilmişler. Eğitimde fırsat eşitliği ortadan kaldırılmış ve bu uygulamayla da sadece imam-hatip liseleri değil, ülkedeki meslek liselerine büyük haksızlık yapılmıştır. Son YÖK kararıyla kısmen çözüm bulunmuş gibi olan meslek okullarına, katsayı uygulamasıyla ilgili yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu takdirde ve Meclis zemininde geniş tabanlı mutabakat arayışına ihtiyaç duyulursa, Milliyetçi Hareket Partisinin bu yönde iyi niyetli çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğunu Sayın Genel Başkanımız açıklamıştır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diler, şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlarım. |