| 2008 Yılı Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu Bütçesi Hakkındaki Konuşma Metni |
|
|
|
| TBMM ÇALIŞMALARI - MECLİS KONUŞMALARI |
| Salı, 15 Şubat 2011 20:11 |
|
23. Dönem 3. Yasama Yılı 35. Birleşim 23/Aralık /2008 Salı Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Şahsım ve grubumuz adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, çağdaş ceza ve infaz sisteminin ana amacı, hangi suçu işlemiş olursa olsun onları insan olarak değerlendirip, hükümlü olanı ıslah ederek sosyalleşmesini temin etmek, yeniden suç işlemesini engelleyici çalışmalar yapmaktır. Üretken, kanunlara ve topluluk kurallarına saygılı bireyler hâline getirmek ve toplumu suça ve suçluya karşı korumaktır. Hürriyetlerin, özgürlüğün kısıtlandığı yerlerde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kişilerin topluma yeniden kazandırılmaları ancak ceza infaz kurumlarının sağladığı şartlarla olacaktır. Dolayısıyla, bu da en iyi şekilde iş yurtlarıyla yapılabilecektir. Değerli milletvekilleri, iki yüz civarındaki ceza infaz kurumlarında hükümlülerin meslek ve sanatlarını ilerletmesi veya meslek veya sanat öğretmek için kurulmuş bulunan atölye ve tesislerin bulunduğu iş merkezleri ve iş yurtları kırktan fazla iş kolunda faaliyet göstermektedir ve yaklaşık 10 bin civarında da mahkûm buralarda çalışmaktadır. Cezaevlerindeki yoğunluğa baktığımızda iş yurtlarının yetersiz olduğu bir gerçektir ve mevcut iş yurtlarının kapasitesinin artırılması, daha fazla hükümlüye ulaşabilmek için de iş yurtları olmayan cezaevlerine de iş yurtları açılmalıdır. Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde yaşanan sıkıntılar yıllardır ülkemizin en önemli sorunlarının başında gelmektedir. Özellikle bölücü terörün ortaya çıktığı 1984 yılından 2000'li yıllara kadar geçen süre içerisinde cezaevleri asli işlevlerini kaybetmiş, geçen süre içinde ceza infaz kurumları ıslahevi olacağına militan yetiştiren, uyuşturucunun, mafyanın, şiddetin yuvası hâline gelmişler, yaşanan isyanlarla, ölümlerle, rehin alınan memurlarla, idarenin içeriye dahi giremediği günler yaşanmıştır. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı iç güvenliği sağlayamamış, denetim yapılamaz hâle gelmiştir. 57'nci Hükûmet döneminde gündeme getirilen belli suçluların yüksek güvenlikli (F) tipi ceza infaz kurumlarına nakli, iş yurtlarının etkin hâle getirilmesi, insan hakları açısından ceza izleme komisyonlarının kurulması gibi yapılan düzenlemelerle zor bir süreç atlatılmış ve devlet tekrar cezaevlerine hâkim olmuştur. O dönemde, cezaevindeki saltanatı bitenler ile militan eğitim alanlarını kaybeden terör örgütü yandaşları, o günlerden bugüne hâlâ (F) tipine karşı çıkmakta ve sözde aydınlar gibi sözde demokratik kitle örgütü üyesi kisvesi altında insan haklarını paravan kullanarak geçmişin özlemiyle yeni yeni taleplerle ortaya çıkmaktalar. Örneğin, üç kapı üç kilit açılması talebi de benzer bir taleptir ve amaç surda gedik açmaktır. Değerli milletvekilleri, mevcut 384 ceza infaz kurumunda ve tutukevinde yaklaşık 27 bin personel bulunmaktadır, şu anda 8 bin civarındaki kadro ise boştur. Ceza infaz kurumlarında çalışmakta olan kurum müdüründen idare memuruna, infaz koruma memurundan hizmetlisine kadar tüm çalışanlar çok zor şartlar altında ve stresli bir ortamda görev yapmaktadırlar. Bu noktada, en büyük sıkıntıyı da 22.500 civarındaki infaz koruma memurları yaşamaktadır. Resmî ve dinî bayramlar dâhil yedi gün yirmi dört saat sistemiyle çalışan infaz koruma memurları mahkûmların yemeğinden çöpüne kadar her türlü işi yapmakta, kapalı ve stresli ortamın getirdiği sıkıntıların yanında, mahkûmların ve yakınlarının saldırılarına muhatap olmaktadırlar. Ceza infaz koruma memurlarının ve çalışanların Sayın Bakandan taleplerini ise şöyle sıralayabiliriz: 1) Özlük haklarının aynı işi yapan diğer güvenlik görevlilerinin seviyesine getirilmesi. 2) Polis, asker ve bazı kamu görevlilerine tanınan beş yıllık yıpranma tazminatı kapsamına alınmaları. 3) Ceza infaz kurumu çalışanlarına sendikal hakların verilmesi. 4) Lojman sıkıntılarının ve servis aracı eksikliklerinin giderilmesi. 5) Bakanlık sosyal tesislerinden ücretsiz faydalanma. 6) Nöbet ücreti mağduriyetinin giderilmesi ve uygulanmakta olan fazla çalışma oranının artırılması. 7) Komisyonların kaldırılıp, tüm personelin özlük haklarının tek merkezden yapılması. 8) Hâkim ve savcılara uygulanmakta olan brüt maaşın yüzde 10'u oranındaki yargı ödeneğinin tüm adli çalışanlara verilmesi. 9) Emekli olduklarında harç ödemeden silah ruhsatı alabilmeleri. 10) (F) tipi cezaevinde çalışanlara özel ödenek ödenmesi. Üniformalı personelin görev haricinde adliyelerde çalıştırılmaması, infaz koruma müdürlerinin yetki ve maaşlarının artırılarak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olması önündeki engellerin kaldırılması gibi birçok talepleri de devam etmektedir. Değerli milletvekilleri, gündemde olan adli zabıta kurulmasıyla ilgili çalışmalar konusunda ise, cezaevlerinin güvenliğinin jandarmanın üstünde bir yük olduğunun farkındayız. Ancak, AKP zihniyetinin kurulacak olan adli zabıta konusunda her zaman olduğu gibi liyakat yerine mensubiyet esasıyla hareket edeceğini bildiğimizden tereddütlerimiz var. Değerli milletvekilleri, bir diğer konu da cezaevlerinin kapasitesi ve artan mahkûm sayısıdır. 2002 yılında 59 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2006 yılında 70 bine, 2007'de 90 bine çıkmış, şu anda da 100 bini aşmış durumdadır ve bu son otuz dokuz yılın en yoğun ceza infaz kurumu kapasitesidir. Her ne kadar Sayın Bakan cezaevlerindeki artışı suç ve suçlu ile mücadeledeki başarıya bağlamakta ise de aslında vatandaşın özellikle 2006 yılından itibaren sosyoekonomik şartlarının her geçen gün daha kötüye gitmesi ve yeterli istihdam alanı yaratılmadığı için oluşan işsiz ve öfkeli kitle bu artışın en önemli sebepleridir. Bugün cezaevlerindeki 100 bin kişinin suç dağılımına baktığımızda mala karşı işlenen suçların ağırlığı ortadadır. Tekrar kapasite ve doluluk oranına geldiğimizde, mevcut cezaevlerinin kapasitesi yaklaşık 80 bin olduğuna göre 20 bin civarında mahkûm fazlalığı vardır ve özellikle (E) ve (H) tipi cezaevlerinde kapasitenin 2 katı mahkûm olduğu bir gerçektir. Geçmişte bazı adliyelerin ve bazı cezaevlerinin kapatılması görüşü gündeme geldiğinde Hükûmeti uyarmıştık: Kapatılacak cezaevlerinin yerine yeni cezaevlerini yapmadan kapatmayın, bu ileride sıkıntıya sebep olabilir. Bakanlık gerekli plan ve projeleri yapmadan bu uygulamayı yaptığından dolayı da şimdi bu sıkışıklığı hep beraber yaşamaktayız. Bu arada da konu cezaevi inşaatlarına gelmişken Sayın Bakandan İmralı sakini bebek katiline arkadaş göndermek için ek bina yapacağına yeni cezaevi inşaatlarına öncelik vermesini talep etmekteyiz ve ayrıca Sayın Bakana sormak isteriz: İmralı inşaatı için Bakanlık bütçesini mi yoksa Başbakanlık özel bütçesini mi kullanmaktasınız? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diler, şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlarım.
|
| Son Güncelleme: Salı, 15 Şubat 2011 20:13 |